Avengers: Age of Ultron?

0
845

Çok klişe bir girişle, “herkese merhaba” diyerek yazıya başlamak istiyorum. Ben hayatım boyunca yazdığım bir yazıya giriş yapamadım. Olmadı. “Merhaba”dan öteye gidemedim. Zaten lafa giremeyen insan, kendini bazen verir görsel sanatlara, sinemaya, tiyatroya. Karanlık bir yerde, lafa girmene gerek olmayan bir noktadasındır. Böyle yerlerden birisidir sinema… Diğeri de küçükken mahallenin en serseri çocuğunun kafana geçirdiği demir kovanın içidir. O demir kovadan sonra bahsederiz. Önceliğimiz sinema.

Ben çılgın gibi film izlerim. Hani vardır ya; “baba tarafım ya biz Arnavut göçmeniyiz, annem Çerkes” gibilerinden bir söz bütünlüğü. İşte onun gibi, bir yarım asosyal bir nerd, bir yanım da daha sosyal bir uçarıdır benim. O yüzden karşılaştığım film benim naçizane fikirlerim içersinde değişik bir bakış açısıyla izlenir. Farklı bir noktada olmaya çalışan bir adam gibi değil de cidden farklı ayrıntılarda boğulan bir adamımdır ben. Neyse… Alt paragrafta ciddileşelim.

Avengers Age of Ultron1 1024x426

. ’ın yenisi.. Tabi ki görsel bir şölen. Psikolojimizde bir çok süper kahramanı ve süperimsi kahramanı bir arada görmek büyük bir heyecan. Tek başına gördüğümüz süper kahramanlar bizi zaten zevkten delirtirken, birçoğu birlikte. Harika… Fakaaat… Zaten belirli bir boyutta eşsiz yapılan bu filmlerin “iyi adamlar” kısmında sıkıntı yok. Mevzu, karşısındakileri gördüğümüz zaman hissettiklerimiz biraz da… Evet, harika çekilmiş bir film Avengers 2 ama benim şu hayatta bu tip filmlerde en nefret ettiğim ve sadece kendim kullanayım diye icat ettiğim bir sendrom burda da karşımda; “Lex Luthor Sendromu”. Nedir bu sendrom? Süpermen filminde Lex Luthor görünce içine girilen “eeeeh, öf” durumu. görünce insan karşısındaki düşmanı da adam gibi görmek istiyor. Lex Luthor ve kripton kullanımı, Süpermen coşkunluğu için yetersiz bir durum gibi gelmiştir bana hep, haliyle de Lex Luthor varlığını sezinleyince suratım bir düşer benim. Tıpkı Man of Steel değil de bir önce çekilen Süpermen gibi. Evet, Kevin Spacey’yi beyaz ekranda görmek hep harika olmuştur ama onu görmek bile Lex Luthor’u senelerce beklediğin bir filmin kötü adamı olarak izlemenin iticiliğinden uzaklaştıramadı beni. Onlarca esaslı, “vaoov” dedirtecek düşmanını izlemek varken… İşte Avengers’ın bu sonuncusunda da psikolojik durum aynı. Uzun lafın kısası, düşman biraz kofti. Ultron! İşin içinde kahramanlarımızın ruh halleri ve insani durumlarının ele alınışı filme ayrı bir hava katsa da ilk filmden daha ürkütücü tehlikede bir düşmanın olması doğru olurdu sanki… Bu durum filmin genelinde olduğu için izlerken bir türlü kendimi tam layıkıyla toparlayamadım. Çözümler çok basit aslında hissiyatı, “e şöyle yapsalar çözerlerdi aslında” fikri ne kadar az olursa o film o kadar sarıyor. Tabi ki güzel film ama bir Alex değil… diyeceğim çok tuhaf duracak… fakat galiba biraz da böyle. Benzer tipi filmler düşünüldüğünde ilk Avengers çok daha etkileyiciydi. İkincisinin daha iyi yönleri insani buhranlarının işleyişi ve yeni kahramanların oluşu. , DC dünyasını takip edenler için tabi daha etkileyici yerler de var. Film boyunca uğraştıkları “infinity stone” mesela. Bu taşlar renk renk ve bazı filmlerde karşımıza çıktılar. En son Guardians of the Galaxy’de bir tanesiyle karşılaştık. Bu filmde de bir başka taşla karşılaşıyoruz. Scarlett Joh… Eee, başka bir taşla. Infinity stone’ların üçüncü en tehlikelisi ile.. (en tehlikeli sıralamasındaki üçüncülük tamamen kişiseldir). Bu noktada söylenecek herşey spoiler olma ihtimali barındırıyor. O yüzden dikkatli seçmeye çalışarak kelimeleri ve diyorum ki filmin en tatlı noktalarından birisi de Hawkeye karakterinin o kadar da gereksiz olmadığını açıklama çabası. Kıyamam; onun dünyası, onun yaşadıkları… Öyle gereksiz ama öyle içten ki… Fakat yetersiz diyaloglarıyla birlikte sanki biraz eksik kalmış gibi. Fragmanında gördüğünüz için sıkıntı olmayacağına inandığım bir konu da Hulk buster kostümü, nam-ı diğer Veronica. En sığ haliyle yazayım, Iron Man o kostüm ile Hulk’un dengi oluyor. Tabi şimdilik gördüğümüz daha ortada ve Iron Man’in üstün durduğu bir dövüş gibi olsa da Hulk’ın sinirlendikçe başka bir boyuta geçtiğini ve filmde o boyutlarda dolaşmadığını unutmamamız gerekiyor. Bu karmaşık bilgilerden sonra yeni gelen karakterlerden de biraz bahsedelim. X-Men Days of Future Past’te Wolverine yardım için “DC’nin dışında büyümüş birinden yardım alabiliriz” gibilerinden bir söz söylüyor. DC’nin dışında büyümek… Biz bunu Amerika’daki DC (kent, şehir, nahiye) gibi algılarken aslında kastettiği DC değil de Marvel’da yaşayan biri. X-Men bir DC yapımı… ama gittikleri kişi Maximoff yani Marvel’daki Quicksilver. Biz bu kardeşimizi bu yeni Avengers’ta da görüyoruz. Kızkardeşi olan tam gücünün ne olduğu film boyunca anlaşılmayan hanım kızımızla filmde arz-ı endam ediyorlar. Bu kızımızın Elizabeth Olsen tarafından oynanıyor olmasının etkisi de zaten ismi olan Elizabeth kelimesinde saklı. After credits denen yazılar akarken arada ya da sonda çıkan sonraki filme gönderme yapan kısa videolarda ise bu sefer Tanos’u görüyoruz. Elinde de Gauntlet of Infinity. Yani “tüm daşları bu eldivenle tutarım eldiveni“. Gelecek olan filmler çok heyecan verici. Hele Örümcek Adam’ın da Avengers dünyasına gelecek olan filmde dahil olacağını bilmek bu heyecanı daha da arttırıyor. Hepsi bir yana Paul Bettany’yi sadece ses olarak değil de artık en sonunda görsel olarak görmek de filmin üstündeki çilek. Paul Bettany kim? Da Vinci Şifresi’nde bunları kovalayan kendine ceza veren sarı adam var ya, hani kendine acıyı anlamak için zincir vuran adam. İşte o Paul Bettany (orda Silas idi adı). Iron Man’in Jarvis’ine sadece ses vermekle kalmıyor, aynı zamanda… Gerisi izleyince göreceğiniz bir ayrıntı. Bu da spoiler olmasın. Zonk diye bir anda after credits’i söyledim zaten. Thor, Hulk, Hawkeye, Black Widow, Captain America, Iron Man ana grup olarak cidden güzel bir filmin içinde görevlerini yerine getiriyorlar ama çizgi roman uyarlamalarında ilk 5’e içindeki zengin karakter yayılımına rağmen sokamıyorum. Siz bana bakmayın ama ben Interstellar’a da sizin kadar ayılıp bayılamadım. IMDB’de 12. sırada değil de 198. sırada olması gerektiğine inanıyorum Interstelar’ın. İyi film hem de çok iyi film ama ben bir türlü sevemedim. Kendimce sebeplerim var. O yüzden de diyorum ki yine imdb top 250’sinde yer etsin ama 12 değil 198 olsun. Gerçi son baktığımda hatadan dönülmüş ve film 12’den 26’ya gerilemişti. Peki Interstellar iki l ile mi yazılır, yoksa Interstelar diye mi yazılır? Bunu ilk bilen dört kişiye Mad Max: Fury filmine bilet veriyorumsjs… Yok tabi daha erken… lâkin lafı gelmişken Mad Max’e mutlaka gidin. İnanılmaz. Neyse.. O başka yazının konusu.

Özet; Avengers iyi iyi, gidin