Coin Locker Girl / Emanet

0
979

coin locker girl posterVİZYON TARİHİ: 29 Nisan 2015

TÜR: AksiyonDram, Gerilim, Suç

SÜRE: 110 dk

YÖNETMEN:

SENARYO: Jun-hee Han

OYUNCULAR: , , , Go Kyung-pyo, Um Tae-goo

ÜLKE: Güney Kore


14. İstanbul Filmekimi etkinliği kapsamında gösterilen filmlerden birisi de Emanet filmiydi. Uzak Doğu sinemasına yeni bir soluk olabileceğini düşündüğüm için bu filmi izleme kararı almıştım. İyi ki de izlemişim diyorum bu filmi. Her sahne o kadar güzel işlenmiş ki ekrana izlemeye doyamıyor insan. bu sene güzel filmler eklemiş programına bence. Geçen sene de Uzak Doğu filmi izlemiştim. Her sene olduğu gibi bu sene de vazgeçmedim bu durumdan. Çünkü bu kültürün kendine ait sinemasını seviyorum. Avrupa sineması gibi değil, farklı bir yanı. Oyunculardan tutun da işlenen konuya kadar çeşitli çeşitli şeyler karşımıza çıkıyor. Geçen sene Kim Ki-duk‘un Bire bir filmini izlemiştim. O filmi hiç beğenmemiştim. Emanet filmine gittiğimde kafamda ”Ya bu da Bire bir filmi gibi kötüyse” diye geçirmediğim değil hani. İnsanın ister istemez kafasında soru işareti oluşuyor. Neyse ki korktuğum başıma gelmedi bu sefer.

Emanet filminin konusu çok doğal ve izleyeni içine alan bir yapısı var. Yeni doğmuş bir kız metronun kilitli emanet dolabında bulunuyor. Bu kızı bulan dilenciler onu büyütüp hayata hazırlıyorlar bir yandan. Daha sonra bu kızın başına gelmeyen kalmıyor tabii. Kız 10 numaralı emanet dolabında bulunduğu için ona 1-0 adını vermişler. Korece karşılığı Il- Young. Anlamlı ve akılda kalıcı bir isim aslında. Il- Young rolünü oynayan Go-eun Kim oldukça başarılı bir performans sergilemiş.

chinatown1

Küçük kız organ mafyasının eline düşüyor istemeden de olsa. Tefeci mafyasının lideri Mother (Hye-su Kim) aşırı karizmatik bir rolün üstesinden gelmiş. Bu kadının bakışları o kadar etkileyici ki gözlerimi ondan alamadım izlerken. Hayranlıkla izledim oyunculuğunu. Bu mafya aslında bir aile mafyası. İnsanlara önceden borç verip faiziyle geri istiyorlar. Borcunu vermeyenlere kötü muamele ediyorlar.

Filmin birkaç sahnesi sert olsa da bu fazla rahatsız etmiyor insanı. Beni sadece ölü köpeğin gösterilmesi rahatsız etti. Hayvan hakları konusunda hassas olduğum için filmlerde hayvan ölümlerine, hayvan işkencelerine karşıyım. Bu yüzden filmdeki bu durumdan rahatsız oldum. Onun dışında öyle çok göze batan rahatsız edici bir sahne yoktu.

Aksiyonun dozu bir an olsun eksilmiyor. Sürekli bir hareket halinde Il-Young. Yeri geliyor adam dövüyor yeri geliyor mafya lideri olan annenin dibinden ayrılmıyor. Ailedeki çoğu insan sorunlu tipler. Renkli saçlı kız uyuşturucu bağımlısıydı misal. Korelilerin çok farklı bir dünyaları var bence. Sinemada bu farklı yapılarını iyi yansıttıklarını düşünüyorum.

Kim Ki-duk’a rakip bir yönetmen olabilir Jun-hee han bence. Çünkü iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum. Il-Young’un hayata tutunma çabasını, aşık olma serüvenini, annesiyle arasındaki mesafeli ve soğuk ilişkisini başarılı bir şekilde yansıttığını düşünüyorum. Filmi izledikçe Anne-Kız ilişkisinin bambaşka bir boyuta taşındığını göreceksiniz. Aşık olmak Il-Young’un kaderini değiştiriyor. Hayatı tepetaklak oluyor.

chinatown 3

Anne, gerçekten fedakar bir tavırla büyütüyor bu kızı. Normalde öz kızı falan değil ama ona sahip çıkması bile etkiliyor insanı. Benim en çok etkilendiğim karakter şüphesiz anne karakteriydi. Bu karakter kendinden emin, sert, bakışlarıyla insanı etkileyebilen üstelik oyunculuğuyla göz doldurabilen birisi. Il-Young ise daha ortalama bir insan. Annesinin ona öğrettiği şeyler dışında bir şey yapmayan, sert kızı oynamaya çalışan birisi. Hayattan fazla beklentisi olmadan yaşıyordu. Ta ki aşık olana kadar. Aşk onun hayatını alt üst ediyor adeta.

Aile bir süre sonra değişime uğruyor bir sebepten dolayı. İzlerken hayret ediyorsunuz bu duruma nasıl düştüler diye. Çünkü olaylar kendiliğinden hızlı bir şekilde akıp gidiyor ekrandan. Seyirci de merakla bir sonraki sahnede neler olacak diye merakla bekliyor. Psikopat ağabey, engelli erkek kardeş, organ avcısı baba, tefeci bir başka ağabey ailenin diğer bireyleriydi.

Il-Young, yaşadığı onca olumsuzluğa rağmen sürekli mücadele eden birisi. Kız savaşmaktan bir an olsun vazgeçmiyor. Ölüm karşısında soğuk bir tavırla elinden gelenin en iyi savunmayı yapıyor Emanet filminde. Bu filmin güzelliği izledikten sonra anlaşılıyor bence. Çünkü izlerken fark edemiyorsunuz bu durumu. Görüntü teknikleri açısından da oldukça doyurucuydu. Dini ritüeller yapılması uzak doğuluların dinlerine önem verdiğinin bir işaretiydi. Filmin gidişatı bir süre sonra tamamen değişiyor. Olaylar öyle beklenmedik bir hal alıyor ki ne ara böyle oldu diye düşünmeden edemiyorsunuz. Anneni kaderi kızın kaderine dönüşüyor bir süre sonra.

Emanet aslında dünyanın ne kadar tehlikelerle dolu olduğunu anlatmaya çalışıyor. Dünya sert bir yer ve insanın hayatta kalabilmesi için onunla mücadele etmesi gerekiyor mesajı verilmiş alt mesaj olarak. Aşk da var, aksiyon da var, gerilim de var, dram da var.. Bu film de ne ararsanız var valla. Ben en çok aksiyon ve dram yönlerini sevdim. Hele o son sahnesi beni benden aldı. Bu kadar etkileyici sahne beklemiyordum açıkçası.

coin locker girl 5

Sert olmasının bir sebebi karakterlerin soğukkanlılıkla şiddete başvurmasından kaynaklanıyor. Kadın gözünü kırpmadan devlet adamlarına meydan okuyor. Oğluyla kıyasıya bir sözlü dövüşte bulunuyor. Engelli birey bile şiddete başvuracak kadar sinirli oldu. O bile bu yola başvurduysa gerisini hiç düşünün artık.

Annenin o kıza söylediği sözler, o bakışları, ”Aç mısın? İlk önce yemeğini ye” demesi beni etkiledi. Yani son sahnede bile kızın aç olup olmadığını soruyor. Aslında bu kadar bağlı değil bu kıza ama kendisi yetiştirdiği için evladı gibi seviyor işte. Aralarında görünmez bir bağ vardı sanki film boyunca. Filmin sonlarına doğru kızın araba bagajında kendi küçüklüğünü görmesi aslında geçmişinden kopamadığını,geçmişiyle yüzleştiğinin bir ifadesiydi.

Bir filmde olması gereken şeyler vardı hemen hemen. İzleyiciyi yormayan, sürükleyici bir yapısı vardı. Anne ile kızın arasında o ilk bakışta gelen bağ hiç bozulmuyor. Anne, kızı bavulda gördüğünden beri dikkatini ona veriyor. Küçük çocukların çalıştırılması ne kadar kötü bir tablo çiziyormuş meğer. Güney Kore’nin toplumsal yapısı da gözler önüne seriyor yönetmen. Emanet film, zalim ve acımasız bir dünyada ayakta kalmaya çalışan iki kadının kesişen öyküsünü anlatmada son derece başarılı bir örnek olmuş. İzlenilmeyi hak ediyor bence. Böyle güzel filmle beni buluşturduğu için Filmekimi ekibine teşekkür ediyorum. Onların sayesinde güzel bir film izledikten sonra hissedilen o güzel mutluluğu yaşadım. Güney Kore sinemasına aşinaysanız bu film tam size göre. Şimdiden keyifli seyirler!

https://www.youtube.com/watch?v=Z_lBxKoXdew

Emanet / Filminin Fotoğrafları