Hayal Kurmak; Bağımlılıktır

4
1963

Gençlerbirliği, sizinle filmlerimiz vasıtasıyla kurduğum münasebeti bir adım daha ileriye götürmek maksadıyla belirli aralıklarla bu köşeden bir şeyler çızıktıracam.

Vira Bismillah!

Bir insanın, son hayalinden ilk hayalini çıkardığımızda gerçekleşen hayatını bulmuş oluruz.

İlk hayal tanesi, çocukken düşer akla. Yastığa kafayı koyduğu an dönmeye başladıysa insan, mevzu başlamış demektir. Önceleri, çizgi filmlerde gördüğümüz “Süper kahramanlar” gibi olmak isteriz. Tabii bu durumda anne-baba dikkatli olacak. Allah göstermesin, “Ben Süpermenim” diye uçmaya çalışan bir çocuk haline geldiyse bir çocuk, konunun uzmanlarından yardım istemek yeterli olacaktır. 🙂

Daha sonra ilk aşık olduğumuz kızın hayali, sokakta futbol, barbi bebek, sanal bebek, misket, aduket, lisede etiket, en sonunda “Kanka al bi de benim telefondan çek” diye devam eden sonsuz bir süreç… Aslında, hayatı idame ettirecek mesleği bulduktan sonra kurduğun hayaller daha olgun ve daha büyük gözükse bile hiçbir yetişkin hayal, çocukken kurduğun hayaller kadar temiz ve saf olamaz.

hayal kurmak

Örneğin, ben küçükken sinema filmlerine çok giderdim. Öyle çok giderdim ki, bazen evden kaçıp sinemaya gitmişliğim bile vardır. Yine öyle bir gündü. Yılmaz Güney’in “Yol” filmine restorasyon yapılmış ve vizyona çıkmıştı. Annemler evin önünde yorgan çırparken, çaktırmadan evden çıktım. Cebimde tam 5 lira sinema parası… Bir çocuk için uzun bir yol katetmiştim. Gerçi büyüdüğümde kilolu olduğumdan ötürü o yol yine uzun geliyordu ya neyse. Gittim abi sinemaya, veznedeki abi, genç irisi olduğum için yaşımı çakozlamadı. İzledim filmi. Etkilendim. Bende film yapmak istiyorum dedim içimden. Film bitti çıktım. Karşımda rahmetli dedemi gördüm. Çok sert, eski İstanbul kabadayısı bir adamdı. Yanında ise bizim akrabalardan oluşan “Arama Kurtarma Ekibi

yol

Dedem bana sağ elinin içiyle falsolu bir tokat attı. Üzerimden tır geçti sanki. Ama gece kafamı yastığa koyduğumda aklımda bir tek şey vardı; Sinema filmi yapmak. Gittiğim her filmde senaryoyu kim yazmış diye bakardım. Büyüyüp belli bir hacme sahip olana kadar bu hayalim gelişerek olgunlaştı.

Üniversite yolları gözüktü… Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İşletme Bölümünü kazandım. İşletme bölümü harika bir bölümdür. Gelecekte ne iş yapacağına karar veremeyen herkes İşletme okur. Okul bitene kadar ise ne iş yapacağına karar verirsin. Yazdım… Bol bol yazdım. Yazmaktan başka vaktim yoktu. Yazılacak olaylarda yaşadım ayrıca. O başka bir yazının konusu ama… Sonra hayallerim bedenimi esir alıp aklıma komut vermeye başladı. Ve şahsiyetim beni “Senarist” olma yoluna doğru hızla sürükledi. Sürüklendiğim yerde, Aşk Geliyorum Demez, Çakallarla Dans, 2-Hastasıyız Dede, 3-Sıfır Sıkıntı gibi aslan parçası 4 filmimiz oldu.

Kendi çapımda, kurduğum hayallerden bir bina inşa ediyorum. Ama doğaya saygılı, insanı unutmayan. Mahalle kültürünü aşılayan, sevgiyle harçlayan… Küçüklerini koruyan, büyüklerine saygılı olmaya çalışan…

; bağımlılıktır. Ve ZARARSIZDIR!

  • Ozgur

    Hayal kurmak biraz da ruhumuzda ozgurlugu yasamaktir.Harika bir yazi ve muhtesem bir baslangic olmus…Tebrikler :))

  • Fehmi Uyar

    Harika bir yazı ve cok samimi filmlerinizde öyle samimiyet dostluk üzerine başarılarının devamını dilerim köşende hayırlı olsun

  • alitnrvdi

    Afiyet olsun arkadaşlar:)

  • Cetinkrmn

    Çok sevdim ben senin filmlerinide severdim. Umutları hayalleri olan samimi insanlar var onlardada sen gibi. Yaşamın en güzel anı yaşanmamış olandır o anlara güzel umutlar ve hayaller yükleyebilirsiniz.